İhsan Aydın
İhsan Aydın

Soğuyan hava salgın bulaşını hızlandırıyor, farkında mıyız?

Bugünlerde etrafımızdan daha çok tanıdığın dünyanın başına bela olan Covid-19‘a yakalandığını duymaya başladık.

Çemberin daraldığını, hatta içine doğru girdiğimizi söyleyen uzmanlar boşa demiyor.

Kontrollü sosyal hayatın galiba sonuna geliyoruz.

Başında iyiydik ama gelinen noktada Bursa olarak bu işi başaramadık. Yavaş yavaş da kısıtlamalara geri dönüyoruz. Türkiye‘de en fazla bulaş hızı olan kent haline geldik.

Bursa nasıl böyle vurdumduymaz bir il oldu? Doğrusu şaşırmamak elde değil.

Basit üç kuralı uygulamak, uymayanları uygun lisanla uyarmak çok mu zor?

Sokağa çıkma yasaklarına geri dönüldüğünde kimse şikayetçi olmamalı.

Kontrollü sosyal hayatı sanki salgın öncesi duruma geri dönüş gibi algıladık.

Oysa, teklike atlatılmış değil. Henüz bu illetten bizi koruyacak etkili bir aşı bulunmuş değil. Denemeler var ama sonuçları için daha çok erken.

Sağlık kuruluşlarımız ve çalışanlarımız yükü taşıyamaz hale geldi. Hastanelerimizin Covid-19 poliklinikleri ve yoğun bakım yataklarımızın büyük bölümünün dolu olduğunu duymak üzücü.

Hastane dışlarına kadar taşan sürüntü örneği verme kuyrukları gözümüzü korkutuyor.

Durum böyleyken, hepimizin silkinip kendimize gelmesi gerekmiyor mu?

Salgınla mücadeleyi sadece sağlık çalışanlarımızın üstüne yıkmak haksızlık değil mi?

Hastanelerimiz kapasitelerini aştığında hepimizi daha büyük bir risk bekleyecek.

Bu nedenle kısıtlamalara gerek kalmadan bizden istenen basit üç kuralı hayatımızın her safhasında uygulamak zorundayız.

Maske, mesafe ve hijyene dikkat etmek durumundayız.

Sağlık Bakanlığımız sürekli uyarıyor. Mümkünse, zorunlu olmadıkça evimizden dışarı çıkmamalıyız.

Çıkacaksak da belirlenen kurallara riayet etmeliyiz.

Bizim yapabileceğimiz basit şeyler bunlar.

Onlar bizi kurtarma ve yaşatma uğruna hayatlarını riske atarken sağlık ordumuzun çabalarını boşa çıkarmamalıyız.

Havalar soğudu ısı daha da düşecek.

Lütfen biraz daha dikkat.

 

Kan ve plazma bağışı çoğalmalı

Koronavirüsle mücadelede bu virüsü atlatan ve hayata kaldığı yerden devam eden yurttaşlarımızın bağışlayacağı kan ve plazmaların önemi daha da artmaya başladı.

İyileşen hastalardan alınan plazmaların yeni hayatlar kurtardığını biliyoruz. Bunun için daha çok duyarlı olmalıyız.

Yapacağımız tek şey, eğer iyileşmiş ve sonraki testlerimiz negatif çıkmışsa Kızılay‘a gidip kan örneği bağışlamak.

Vereceğimiz o kan örnekleri belki de yakınlarımız kadar hiç tanımadığımız hemşerilerimizin hayata tutunmalarına da neden olacaktır.

Bu yüzden salgına hiç yakalanmamışlarımızın uyacağı kurallar kadar bu illetten kurtulanlara da sorumluluk düşüyor.

Duyarlı yurttaş olmanın da bir gereği bu.

 

Eşek deyip geçmeyin sütünden elde edilen ürünler yok satıyor

Bölge haberleri editörlüğüne vekalet ettiğimiz yıllardan biliyoruz. Sık sık haberleri yapılmıştı.

Orhaneli‘ne bağlı Serçeler Mahallesi‘de bir eşek çiftliğinde elde edilen sütlerle yapılan ürünlere halen büyük rağbet olduğunu öğrendik.

Önceki gün Orhaneli‘nde rast geldiğimiz çiftliğin sahibi İlhan Biçer günde 5 kilo süt aldığını ve bunları İstanbul‘a göndererek krem ve şampuan yaptırdığını söylüyor.

Cilt tedavisinde kullanılan şampuan ve kremlere Türkiye‘nin her yerinden talep olduğunu söyleyen Biçer, diğer bazı hastalıklar için kendisinden bu sütün istendiğini de sözlerine ekliyor.

 

ilk yorumu sen yap

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

DİĞER YAZARLAR

TÜMÜ

BUGÜN EN ÇOK OKUNANLAR

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz..
X