İhsan Aydın
İhsan Aydın

Sosyal devlet ve  sosyal belediye

Köşe Yazısını Dinle

Pandemi dönemi ülkemizde sosyal devleti ve sosyal belediyeciliği daha da öne çıkardı.

Devlet bütün gücüyle salgının etkisini azaltabilmek, vatandaşını koruyabilmek, üretimi aksatmamak, mağdur sanayici, ensaf ve insanını rahatlatabilmek için destek üstüne destek açıkladı.

Borçlu şahıs ve şirketlerin vergi, kredi vb. gibi ödemelerini öteledi.

Hatta, yetersiz de olsa pandemi nedeniyle işyerleri kapalı olan esnafa maddi destek verdi.

Peki, devlet bunları yaparken belediyelerimiz boş mu durdu?

Onlar da hem yürüyen projeleri aksatmadı hem de hemşerilerinin salgından daha az etkilenmeleri için bütçelerinden önemli ölçüde kaynağı buraya ayırdı.

Bir yıldan fazladır belediyelerimiz sorumluğu altındaki yerleşimleri dezenfekte etme, mülklerindeki müstecirlerden kira almama, gıda ve nakit yardım yapma, sokak hayvanlarına sahip çıkma gibi önemli lojistik destek sağladı.

Örneğin; kısa bir süre önce Bursa Büyükşehir Belediyesi hem ildeki bakkallara hem de ihtiyaç sahibi yurttaşına Kart 16 projesi ile milyonlarca liralık destek paketi açıkladı. Proje Bursa esnafını da memnun etti.

Yine Bursa Büyükşehir Belediyesi bu kez 60 bin ailenin elektrik, su ve internet faturalarını sürpriz bir şekilde ödeyip cep mesajı ile aboneleri bilgilendirdi. Daha evvel de su fiyatlarında indirime giden Büyükşehir Belediyesi bu sürpriziyle de hemşerilerine sahip çıktı.

Uygulama başka illerdeki askıda fatura  ödemelerini çağrıştırıyor diyenler olabilir.

Burada tamamen belediye bütçesi ile abonelerin elektik, su ve internet faturalarının ödenmiş olması dikkat çekiyor.

Peki, bu gerçekten yaygınlaştırılabilir mi?

Örneğin; faturalarını ödemede zorlanan aboneler için sürekli hale getirilebilir mi?

Bir kanunla uygulama sürekli hale getirilebilir. Sosyal devlet bu işi belediyelere, valiliklere yapacağı sosyal fon desteğiyle uygulama daimi hale dönüştürülebilir.

Bu açıdan, Bursa Büyükşehir Belediyesi yönetimini tebrik etmek gerek. Demek ki, hastanede Covid-19 tedavisi görürken bile Başkan Alinur Aktaş‘ın bütün bunları hayata geçirmek için çalıştığı anlaşılıyor.

Benzer uygulamalar ilçe belediyelerimizce de yapılabilir.

Onların da salgın boyunca yaptığı ve yapacağı çok şey olduğunu biliyoruz.

 

Artık raftingcilerin yeni rotası Orhaneli

Evet zor bir dönem geçiriyoruz. Hayatta kalabilmek öncelikli hale geldi.

Bir çok eski alışkanlığımızı, planımızı yapamıyoruz.

Salgına, vürüse yakalanmamak çoğumuzun önceliği oldu.

Fakat bir yandan yaşam da devam ediyor.

Bu minvalde Bursa‘nın güneyindeki Orhaneli ilçemizde salgın sonrası daha çok fark edilecek bir proje yaşama geçiyor.

İlçenin Kocasu deltasında 30 Mayıs‘tan itibaren rafting heyecanı başlıyor. Bu amaçla 5.4 kilometrelik bir parkur belirlendi. Müjdeyi sosyal medya hesaplarından Orhaneli Belediye Başkanı Ali Aykurt duyurdu. Aykurt heyecanını şu sözlerle paylaştı;

Orhaneli’de rafting heyecanı başlıyor. 5 bin 378 metrelik ilk parkurda deneme turları ve son kontroller yapıldı. 30 Mayıs’ta botlar Kocasu Deresi’ne inecek, adrenalin tavan yapacak. Doğanın, doğal insanların şehri Orhaneli, doğa sporların da dünyanın sayılı turizm destinasyonları arasında yerini alacak.”

Güzel bir hedef.

Orhaneli‘yi hareketlendirecek proje esnafa da cansuyu olacak. Raftingcilerin ilçeye akını başlayacak. İlçenin saklı güzellikleri keşfedilecek.

Orhaneli ilçemize hayırlı olsun. Yapılan her iş ilçenin kalkınıp gelişmesinin de önünü açacaktır.

 

Bir gün değil yaşamımızın her günü onlara muhtacız

Dün anneler günüydü. Bu kez anneler günü pandemi kısıtlamalarına denk geldi. Belki çoğumuz çarşı ve AVM’le çıkıp onlar için istediğimiz hediyeyi alamadık. Fakat, var olmamızın sebebi annelerimizin hediyeye değil, sevgiye, saygıya, hürmete, içten bir sarılmaya, el öpmeye, aranıp sorulmaya ihtiyacı var.

Yitirdiğimiz analarımıza da en güzel hediye kabir ziyaretiyle onlara dua etmek. Ardlarından onlara layık evlat olabilmek.

Onları bir gün değil her gün hoş tutmak, kırmamak, üzmemek, helalliklerini almak gerekiyor.

Atalar boşa dememiş, ‘Ana gibi yar baba gibi diyar olmaz’ diye. Ağlarsa anam ağlar gerisi yalan ağlar’ atasözü de annenin, babanın, aile kurumunun önemini özetleyen çok değerli tespitler.

Hayat çok kısa. Dünyalık özenti ve beklentiler için annelerimizi üzmeye değmez.

Hayattayken onlara daha çok değer verip, saygı gösterelim.

Unutmayalım ki, onların bize olan ihtimamı sadece 9 ay 10 günlük karında taşıma ve ayakların üstüne durabilir hale getirmekle değil, yaşam boyu sürüyor.

ilk yorumu sen yap

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

DİĞER YAZARLAR

TÜMÜ

BUGÜN EN ÇOK OKUNANLAR

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz..
X