İsmail Salar
İsmail Salar
E-Posta: [email protected] YAZARIN TÜM YAZILARI

Kodlama dersi “isterse” değil, “olmazsa olmaz”

Köşe Yazısını Dinle

Son dönemde çevremde en çok duyduğum soru şu:
“Çocuk teknolojiye meraklı… Ama kodlama gerçekten şart mı?”

Bence artık şart. Çünkü kodlama yalnızca “yazılım yazmak” değil; düşünmeyi öğrenmek demek. Problemi parçalara ayırmak, adım adım ilerlemek, bir şey çalışmayınca vazgeçmek yerine nedenini bulup düzeltmek… Bu beceri, okuldan bağımsız olarak hayatın her alanında işe yarıyor.

Teknolojiyi Tüketmek Yetmiyor

Bugün herkes teknolojiyle iç içe. Çocuklar da öyle. Ama çoğu zaman teknolojiyle ilişki “kullanmak” seviyesinde kalıyor. Oysa dijital dünyada şu sorular hayati:

  • Neden bazı içerikler sürekli karşımıza çıkıyor?
  • Verilerimiz nereye gidiyor?
  • “Ücretsiz” görünen şeyin bedeli ne?

Kodlama eğitimi, bu soruları tek tek cevaplamasa bile, öğrenciyi sistem kurmaya ve sorgulamaya alıştırıyor. Yani teknolojiyle pasif bir tüketici gibi değil, bilinçli bir kullanıcı gibi ilişki kurmasını sağlıyor.

Kodlamayı “Meslek” Diye Daraltmayalım

Kodlamayı sadece “yazılımcı yetiştirmek” gibi anlatırsak konuyu daraltırız. Her çocuk yazılımcı olmayacak; bu doğru. Zaten hedef de bu değil. Hedef, çocuğun dijital çağda mantık kurabilmesi, doğru soruyu sorabilmesi ve üretim süreçlerini anlayabilmesi. Nasıl herkes matematikçi olmuyor ama matematik öğreniyorsa, kodlama da benzer bir yere oturuyor.

Geleceğin Okulu: Cihaz Değil Sistem

Teknoloji eğitiminde yıllardır donanıma fazlasıyla odaklanıyoruz: tablet, akıllı tahta, yeni laboratuvar… İyi ama tek başına yetmiyor. Asıl mesele, bunun üzerine kurulan sistem:

  • Kademeli bir müfredat: İlkokulda algoritmik düşünme ve güvenli internet, ortaokulda proje ve blok tabanlı kodlama, lisede daha derin programlama ve veri okuryazarlığı.
  • Öğretmene sürekli destek: İki günlük eğitimlerle değil, güncel kaynakla ve sürdürülebilir gelişimle.
  • Proje kültürü: Kodlama dersi kağıtta kalmamalı; öğrenci somut bir şey üretmeli. Küçük bir uygulama, basit bir oyun, okul içi bir ihtiyaca çözüm… Üreten öğrenir.

Yapay Zekâ Çağında Daha da Zorunlu

“Yapay zekâ zaten kod yazıyor, çocuk niye öğrensin?” itirazı da sık geliyor. Tam tersini düşünüyorum. Yapay zekâ çağında kodlama bilmeyen, üretilen şeyi sorgulamadan kabul etmeye daha yatkın olur. Doğru problemi tanımlamak, doğru komutu vermek, çıkan sonucu test etmek ve riskleri görmek hâlâ insanın işi. Kodlama bu yüzden sadece üretim değil, aynı zamanda kontrol ve değerlendirme dilidir.

Asıl Mesele: Fırsat Eşitliği

Kodlama eğitimi aynı zamanda bir eşitlik meselesi. Bazı çocukların evde kursu, cihazı, yönlendirmesi var; bazılarının tek şansı okul. Okul bu alanı güçlü vermezse aradaki fark daha da açılır. Ama doğru şekilde sahiplenirse, bir çocuk “ben de yapabiliyorum” der ve rotası değişir.

Kodlama artık “merakı olanın seçtiği ekstra” değil; çağın temel okuryazarlığı. Bu yüzden konu teknoloji değil aslında: Konu, çocukların geleceğe ne kadar hazır olacağı.

ilk yorumu sen yap

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

BUGÜN EN ÇOK OKUNANLAR

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz..
X