Niyazi Pakyürek
Niyazi Pakyürek

Fahrettin Paşa’nın ağlayarak okuduğu hutbe

Köşe Yazısını Dinle

Fahrettin Paşa 1888’de Harp Okulu’nu, 1891 de Erkan’ı Harbiyye’yi bitirdi ve kurmay yüzbaşı olarak orduya katıldı. Balkan Savaşı sırasında Çatalca savunmasındaki başarısıyla Edirne’nin geri alınmasında rol oynadı. Mekke Şerifi Hüseyin’in isyana hazırlanmaya başlaması üzerine Medine’ye gönderildi. Medine’yi iki yıl yedi ay boyunca müdafaa etti. Kuşatmadan önce kaleyi tahliye etmesini teklif eden İstanbul hükümetine, “ Medine Kalesi’nden Türk bayrağını ben kendi elimle indirmem, eğer mutlaka tahliye edecekseniz buraya başka bir kumadan gönderin” cevabını vermişti. 6 Aralık 1918 Cuma günü sarsılmış olan ümitlere biraz şife vermek azmiyle askerlerini Harem-i Şerif’e davet etti. Gür bir sesla Paşa’nın okuduğu hutbe özet olarak şöyledir:

“Türk, Arap, Kürt, Çerkes, Arnavud, ey Ümmet-i Muhammed!…Şurada yatan “Harem-i Şerif” sahibinin muvacahe-i risaletpenahilerinde sizlere beyanda bulunmak üzere “Minber-i Mukaddes”e çıkmak şerefine mazhar olduğum için pek bahtiyarım. Bu şerefe mailiyetimden dolayı Cenab-ı Hakk’a ve Habib-i Ekremi’ne hamd-ü senalar ederim. Askerliğin şahı olan Almanlarla müttefikan giriştiğimiz şu harpte Rusya parçalandı ve binnetice otuz kırk seneden esir olan üç sancağımız”Kars”,” Ardahan” ve “Batum”u kurtarmağa muvaffak olduk. Ordularımızı bu muvaffakiyetlere mazhar kılan Allaha ve Resulüne hamdü senalar ederim. Halife ve Hakan orduları en büyük düşmanlarıyla boğaz boğaza çarpıştığı bir sırada, Şerif Hüseyin’in Asa-yı İslam’ı şak(ayırma, bölme) ile isyan ve düşmanlarla müttefikan hareket etmesi “ Halep”,” Şam”,” Kudüs”, “Beyrut”,”Basra”,” Bağdat” gibi bir çok güzel şehirlerimizin düşman eline geçmesini intaç etti. Müttefikimiz Bulgaristan’ın münferiden mütareke akdederek ittifakımızdan ayrılması, hükümetimizi de sulh akdi için, mütarekeyi kabule icbar etti. Mütareke şartlarının ne olduğu  hükümetim tarafından bana henüz bildirilmedi. Fakat Mısır’daki İngiliz generali Ragnel Doncet güya şahsi menfaatimi düşünürcesine hayatım hakkında teminatlar vererek şu beyannameyle beni iğfale çalıştı sonra Medine’ye sekiz saat mesafede “Cifir” de bulunan İngiliz yüzbaşısı Garlend de şu mektuplarla beni taciz etmektedir.( Generalden gelen beyannameyi ve yüzbaşıdan gelen mektupları zarflarıyla minberden aşağıya attı. Cemaatten bazıları okudular.) Ben bu muaccizlere şu cevabı verdim:” Muhammediyim, Türküm ve askerim, tefahuru(övünmeyi) sevmem.

… Almanlar bize; “ Siz Medine’yi müdafaa edemezsiniz, tahliye ediniz!…” diye birkaç defa teklifte bulundular. Ben bu teklifleri reddettim ve bu güne kadar de Hazreti Peygamber’in mübarek kabrini siz kahramanlarla müdafaa ettim. Gerçi pek çok ümitsiz günler geçirdik, fakat Cenb-ı Hakk’ın yardımı, Resulünün şefaat ve ruhaniyeti  sayesinde düşmanımıza boyun eğmedik, bundan sonra da inşallah eğmeyeceğiz! Sa’yiniz meşkur olsun! Çektiğimiz zahmet ve meşakkatlaerin mükafatını göreceğiz! Bununla beraber bütün müşkilatlar sona ermemiştir. Vazifemiz pek mühimdir. Sabır ve sebat edip düşmanlarımızı itaate mecbur edeceğiz. Hatta bu uğurda icap ederse hep beraber öleceğiz.

İşte size lazım olacak kadar vaziyeti izah ettim. Sizden ve benden sabr-ü sebat ve davam-ı mukavemet, Cenab-ı Hakk’tan hidayet, Peygamberden şefaat!..

Merdivenlerden inerken alay sancaklarını göstererek: Benim sevgili kardeşlerim. Şu mukaddes sancaklarımızı esir ettirmeyeceğiz!

ilk yorumu sen yap

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

DİĞER YAZARLAR

TÜMÜ

BUGÜN EN ÇOK OKUNANLAR

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz..
X