Kıymetli okurlarım…
Platon, iyi bir karar sayılara değil bilgiye dayanır, ünlü G.Bernard Shaw ise yanlış bilgi cehaletten daha tehlikelidir demiştir. Ne yazık ki ülkemizde okuma alışkanlığı gelişmiş ülkelere göre çok daha düşük düzeylerdedir. TÜİK’in Yaşam Kalitesi Modülü’ne göre 2022 yılında ülkemizde hiç kitap okumayan insanların oranı toplumun %70 i olarak belirtilmiş. 2024 verilerine göre de 15 yaş üstü hiç kitap okumayanların oranı % 73 olarak belirtilmektedir. Bu bilgiler ışığında bir de metroda elinden telefon düşmeyenleri, klasikleri okumadıklarına emin olduklarımı gördüğümde insanlarıma üzülüyorum. Hele de kıymetli peygamberimize ilk ilâhi emir oku denilmiş iken bu daha da acı veriyor.
Okuyarak illâ bir meslek sahibi olma hedefini kastetmiyorum. Düşünce derinliğiniz genişler, analitik düşünce yapınız gelişir ve bir sorunu daha da derinlemesine inceleyip çözüme kavuşturma beceriniz artar. Bu durum daha bilinçli ve kurallara bağlı bir toplumun temelini oluşturur. Böylelikle sağlık ile ilgili (konum olduğum için genelleme yapmadan sadece sağlığı ele aldım) bir konuda daha bilgili ve sorgulayıcı özellikleri taşır, bilgi kirliliği tuzaklarına düşmez, bu alanda kim doğru kim yanlış konuşuyor rahatlıkla anlarsınız.
B12 vitamini üzerinden bilgi verelim. B12 vücudumuzda hemen hemen hiç yapılmaz ve genellikle hayvansal kaynaklı besinler tarafından vücudumuza alınır. Et, süt ürünleri, balık ve yumurta başlıca B12 kaynaklarıdır. Suda çözünen vitamin grubuna dahil olan B12 özellikle sinir sistemi, DNA ve kan yapım sistemimizin yeterli fonksiyon görebilmesi için çok önemlidir. Midemizde bulunan bir protein aracılığı ile kanımıza aktarılır ve ilgili yerlere taşınır. Bazı mide rahatsızlıkları, bağırsak rahatsızlıkları, vejetaryen beslenme, emilimini engelleyen bazı ilaçlar, yetersiz beslenme, alkolizm, gebelik, emzirme gibi durumlarda ihtiyacı artacağı için B12 eksikliği görülebilir.
Hayvan karaciğer ve böbreği, sığır eti, istiridye, deniz tarağı, sardalye, vejetaryenler için hazırlanmış B12 içeren tahıl grupları (örneğin takviyeli tahıl gevrekleri, takviyeli kuru üzüm kepeği gibi), ton balığı, somon, doğal alabalık, maya, süt ürünleri, yumurta iyi birer kaynaktır. Sayılanlar içerisinde en bol olarak alınabilecek gıda maddesi sığır etidir ve 190 gramında günlük ihtiyacın 4-5 katını alabilirsiniz. Sığır etinde buna ilaveten selenyum, çinko, B2, B3 ve B6 vitaminlerini de alırsınız.
B12 vitamini eğer dışarıdan alınacak ise dikkat edilmesi gereken bazı durumlar vardır. Eğer kişide mide veya bağırsak kaynaklı bir emilim kusuru varsa siz ne kadar ağızdan hap verseniz de arzu edilen sonucu tam olarak sağlayamazsınız. Bazı mide ve şeker ilaçları da emilim bozukluğu yapar. Bu durumda hastaya en etkin B12 formunu ya dil altı ya da enjeksiyon yolu ile vermelisiniz.
Son zamanlarda yapılan hatalardan birisi de belirli bir yaşın üzerindeki kişilerde el ve ayaklarda gelişen yanmaları sadece yaşlılığa bağlamaktır. Bu kişilerde B12 düzeyine mutlaka bakılmalıdır. Sonuç uygun laboratuvar değerleri arasında çıksa dahi hastalarda alt sınırlardan B12 düzeylerini üst sınıra yaklaştırmak sorunu çözebilir. Son zamanlarda alt sınırın 450-500 pcg/ml olması gerektiği belirtilmektedir.
72 kilometrelik uzunlukları ile beynimize sinyal taşıyan sinirlerin B12 eksikliğinde bu görevleri tam anlamı ile yapmaları imkânsızdır. Sinirlerin etrafında bulunan kılıf B12 eksikliğinde ileti bozukluğu yanında sinir kaynaklı ağrıları, batma ve yanma tarzında yakınmaları doğurur. Bu duruma periferik nöropati denilir ve genellikle sadece şeker hastalığına bağlı olarak geliştiği zannedilir. Periferik nöropati mümkün olduğunca erken dönemde tedavi edilmelidir.

Flipboard