İyi hissetmek eskiden daha basitti. En azından öyle hatırlıyoruz. Bugün ise insanlar kendini iyi hissetmek için daha fazla şey yapıyor, ama bu çabanın işe yaramadığı görünüyor.
Bu bir çelişki değil. Bu, değişen bir sistemin sonucu. Gün içinde maruz kaldığımız uyaran sayısı her geçen gün artıyor. Ekranlar, bildirimler, kısa videolar, hızlı içerikler…
Zihin sürekli bir şeylerle meşgul. Ve bu durum, fark edilmeden bir alışkanlık oluşturuyor. Sürekli uyarılma ihtiyacı. Artık sakinlik yeterli gelmiyor. Dinginlik sıkıcı geliyor. Normal bir an, “eksik” gibi hissediliyor. Çünkü zihin, sürekli daha fazlasına alışıyor. Bir video, bir bildirim, bir mesaj… Kısa süreli bir iyi hissetme hali. Ama bu his, hızlı geldiği gibi hızlı gidiyor. Ve geriye daha büyük bir boşluk kalıyor.
İnsan bu boşluğu tekrar doldurmak için aynı döngüye giriyor. Daha fazla içerik, daha fazla uyarı, daha fazla dikkat dağınıklığı…
Sonuç:
Daha az odak, daha az tatmin, daha fazla yorgunluk. Ama mesele sadece bu değil. İnsan artık sadece yaşamakla kalmıyor, aynı zamanda sürekli kendini kıyaslıyor. Başkalarının hayatları, başarıları, görünüşleri… Hepsi göz önünde. Bu karşılaştırma hali, fark edilmeden bir baskı yaratıyor.
Yeterince iyi miyim?
Doğru yerde miyim?
Geri mi kalıyorum?
Bu sorular, zihni sürekli meşgul ediyor. iyi hissetmek, bir duygu olmaktan çıkıp bir performansa dönüşüyor. İnsan artık gerçekten iyi hissetmek için değil, iyi görünmek için çabalıyor. Bu fark, içten içe bir yorgunluk oluşturuyor.
Çünkü insan kendine bile dürüst davranmamaya başlıyor. Oysa iyi hissetmek, karmaşık bir sistem değil. Biz onu karmaşık hale getirdik. Her şeyi kontrol etmeye çalışarak, her anı optimize etmeye çalışarak, her duyguyu yönetmeye çalışarak…
Aslında en temel şeyi zorlaştırdık.
Bu yüzden belki de yapılması gereken şey, yeni bir şey eklemek değil, bazı şeyleri çıkarmaktır.
Daha az ekran, daha az kıyas, daha az uyarı… Biraz daha gerçeklik. Çünkü iyi hissetmek, sürekli yüksek olmak değildir. Bazen sadece dengede kalabilmektir. Belki de en net cümle şu;
İyi hissetmek zorlaşmadı, biz onu zorlaştırdık.
