Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Olay Haber
Olay E-Gazete
Ebru Narin
Ebru Narin

Kaçtığımız sessizlik mi?

Köşe Yazısını Dinle

Sessizlik çoğu insan için huzur gibi görünür. Ama gerçek hayatta durum çoğu zaman farklıdır. Bir ortam sessizleştiğinde, insanların ilk yaptığı şey genelde bir şey açmak olur.

Müzik, video, konuşma… Fark etmez.

Önemli olan sessizliği doldurmaktır.

Peki neden?

Çünkü sessizlik, düşündüğümüzden daha güçlü bir alan açar. İşte o alanın içinde, kaçtığımız şeyler görünür hale gelir. Gün içinde zihnimiz sürekli meşguldür. Bildirimler, konuşmalar, içerikler… Zihin doludur ve bu doluluk, bir tür konfor sağlar. Ama sessizlik geldiğinde bu doluluk kaybolur, yerine başka bir şey gelir:

Kendimiz.

Düşünceler, endişeler, yarım kalmış meseleler…

Hepsi daha net hissedilmeye başlar. Bu yüzden sessizlik, huzurdan çok bir yüzleşme alanıdır. Ve çoğu insan bu yüzleşmeden kaçınır. Bir şey dinlemeden yürüyememek, ekransız oturamamak, tek başına kaldığında huzursuz olmak…

Bunlar sadece alışkanlık değildir.

Bunlar, sessizlikten kaçmanın yollarıdır.

Çünkü sessizlikte dikkat dağılmaz. Kaçacak bir yer kalmaz. Çoğu insan, ilk kez gerçekten ne hissettiğini fark eder. Ama ironik olan şu; İnsan en çok ihtiyaç duyduğu şeyden kaçabilir. Zihin de böyledir. Dinlenmeye ihtiyaç duyar ama sessizlikten uzak durur. Oysa zihnin toparlanması, ancak bu boşlukta mümkün olur. Hiçbir uyaran olmadan geçirilen kısa bir süre bile, zihnin yeniden dengelenmesine yardımcı olur. Ama bu kolay değildir.

Çünkü sessizlik, sabır ister.

Oysa sabır, alıştığımız hızın tam tersidir.

Bu yüzden sessizlik çoğu zaman rahatsız eder.

Ama belki de mesele rahatsızlık değil, alışık olmamaktır.

Sanırım kendimize sormamız gereken soru şu:

Sessizlik gerçekten rahatsız edici mi, yoksa biz mi ondan kaçıyoruz?


Avatar Seç KAPAT
BUGÜN EN ÇOK OKUNANLAR