Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Olay Haber
Olay E-Gazete
İlhan Ateş
İlhan Ateş

Macar Dansı – 5

Köşe Yazısını Dinle

Kültürpark’a gelindiğinde saat yediyi bulmuştu. Bir saat sonra başlayacak açılış merasimi öncesinde ekipler karınlarını doyurmak için hemen kumanyalarını çıkardılar. Masa bulanlar masalara, bulamayanlar da çimenlik yerlere oturarak yiyip içmeye koyuldular. Karınlar doydukça, dinlendikçe bir yandan çeşitli yerlerden değişik ezgiler duyulmaya, öte yandan da  kılık kıyafet düzenleme, makyaj tazeleme gibi şeyler görülmeye başlandı. Saat sekizde açılış merasimi başladığında açık hava tiyatrosu, arka kısımlar dışında hemen hemen doluydu. Açılış konuşması yapması için sahneye davet edilen vali Bursa, Grand Yazıcı Hotel, ekipler ve dünya barışı hakkında övücü sözler söylemede son derece cömertti. Aldığı alkışlar arttıkça övgülerinin dozu da arttı. Arkasından Kamil Sönmez sahne aldı. Yaklaşık yarım saatlik programı esnasında Karadenizli türkücünün ağzından altı yedi kez valinin adı çıktı, açılış programı uzarsa yarın işlerine geç kalabilecek memurlar için ondan izin kopartabileceğini çünkü vali ile çok eskiye dayanan bir arkadaşlıkları olduğunu “Onunla çok sevişiriz!” diyerek vurguladı, sonlara doğru onu sahneye davet etti, elini omzuna atarak türküsünde ona da eşlik ettirdi, hatta bir yerde mikrofondan sadece valinin sesi çıktı. Türkücünün uslubu bir ara o kadar cıvıklaştı ki içimden “Yeter artık, vali senin kahve arkadaşın değil!” diye haykırma isteği bile geçti. Program çeşitli giysilerin sergilendiği bir defile ve ekiplerin yaptığı kısa gösterilerle devam ederken oturduğum yerde başım ikide bir önüme düşüyor, gözlerim kapanıyordu. Sunucunun “Açılış programını bitirmiş bulunuyoruz!” sözünü duyduğumda hemen baktığım saat on bir elli beşi gösteriyordu, yani takvimde yeni bir gün başlamak üzereydi. Sihirli bir gücüm olsaydı onu hemen yatağıma uzanmak için kullanırdım ama yoktu öyle bir gücüm. Uyumak için önce otele gitmek gerekiyordu, ki o da bir saatten az olmayan bir yolculuk demekti. Kısa aralıklarla hareket eden otobüsler virajlı dağ yolunda sürekli yokuş yukarı giderken belli bir yükseklikten sonra kulaklar tıkanıyor, insan kendini bir tuhaf hissediyordu. Karşıdan ancak bir aracın geldiğini gördüğüm yol gecenin karanlığında ürkütücü, korkutucu bir görünüme sahipti. Gün ışığında bir dost kimliğinde gözüken orman gece karanlığında sanki içinde kötülükler barındıran bir yer gibiydi. Otobüsün içi de öğleden sonra aşağı inerkenki canlı havanın aksine adeta bir ölüm sessizliğindeydi. Bu sessizliği ara ara Rita’nın Gabor’la yaptığı kısa konuşmalar bozuyordu.

Saat bir buçukta otele varıldığında ekipler dosdoğru odalarına çekildiler ama aynı şey rehberler için söz konusu değildi çünkü sırada daha yapılması gereken bir değerlendirme toplantısı vardı. Toplantı odasında Şemsi Bey, bir kağıda aldığı notları okumaya başladığında yüzü adeta “İçinizde en çok yorulan ben oldum!” diyordu. Bunun kendisine bazı eleştiriler yapma hakkı vereceğini düşünmüş olmalı ki doğrudan rehberleri eleştirmeye başladı. Ama bunu ancak bir iki dakika yapabildi çünkü birbirini ateşlercesine her taraftan yükselen şikayetler karşısında duraklamak zorunda kaldı. Romanya  rehberi Ömer :

​“Sözünüzü böldüğüm için beni bağışlayın ama komiteden bir arkadaş var, galiba eski boksörmüş, sıra konusunda bana Açıkhava Tiyatrosu’nun önünde nasıl bağırdı görmenizi isterdim. Başında saç kalmamış bir kişinin çocuk gibi azarlanmış olması hiç hoş bir şey değil. Buradaki herkes yüksek tahsilli,  bize bir ortaokul öğrencisi muamelesi yapamazsınız. Gururum çok incindi, bir daha aynı şeyi yaparsa olay çıkarırım bilmiş olun!” dedi kararlı bir ses tonuyla.

Ömer’in sözlerini diğer rehberler de hararetle destekleyince Şemsi Bey geri adım attı, o kişiyi uyaracağını söyledi. Ukrayna rehberi tombul tipli Esin daha da heyecanlı ve kırgındı:

​“Organizasyon komitesinin rehberlere ne kadar değer verdiği zaten bodrum katında ayrılan odalardan belli. Tüm gece boyunca çalışan havalandırmanın çıkardığı sesten dolayı doğru dürüst uyuyamıyoruz. Borular hemen bizim odaların yanından geçiyor, bir uğultudur gidiyor. Güya beş yıldızlı bir otelde kalıyoruz ama uyuyamıyoruz işte! Bir şeyler yapın, değiştirin bizim odaları!”

“Üzgünüm ama artık bir değişiklik yapamayız. Bununla beraber havalandırma konusunu otel müdürüne aktaracağım,” dedi Şemsi Bey sakin olmaya çalışarak. Ama eleştirme hakkının elinden alınmasına bozulduğu açıktı.

​“Niye oda değişikliği yapılmasın ki? Sonradan gelen koruma görevlilerine üst katlardan yer verdiniz ama. Bizim onlar kadar bir değerimiz yok mu? Böyle olacağını bilseydim ben bu işte görev almazdım. Hayal kırıklığım büyük,” dedi Esin sesini yükselterek.

Başka kişiler de eleştiriler yöneltince Şemsi Bey yelkenleri tamamen indirdi,  bu defa tüm dikkatini rehberleri yatıştırmaya verdi. Bu arada garsona işaret etti, kendilerine içecek bir şeyler getirmesi için seslendi. Garson çay ve kahve servisinin bittiğini ama soğuk içecekler getirebileceğini söyledi. Su, kola ve meyva suları içilirken gergin hava az da olsa dağıldı.  Odalarda ışıklar kapatıldığında saat nerdeyse üçtü…

Programın Cuma günkü bölümü geziye ayrılmış, gidilecek yer olarak da Gemlik-Kumla arasında  Karacaali Gençlik Kampı seçilmişti. Bunun için on altı otobüs önlerinde hangi ekibe ait olduklarını belirten levhalarla arka arkaya otelin önünde sıralanmıştı. Kahvaltıdan sonra ilk iş ekiplere öğle yemeği için kumanya dağıtmak oldu. Ekiplerin mevcuduna göre bir veya iki büyük poşete konulan kumanyalar otobüslerin bagajlarına yerleştirilirken dünkünün aksine herkeste bir rahatlık göze çarpıyordu. Bu dingin, iyimser ruh hali için kuşkusuz çeşitli nedenler vardı. Kimisi için gezi bir dinlenme, stres atma olanağı sağlayacaktı; kimisi için yeni kişilerle tanışma, kaynaşma zemini oluşturacaktı; kimisi için de gezi kısa süreli bir ilişkinin başlangıcı anlamına gelecekti çünkü daha ilk günden “Bu beş günde kimi ayarlayabilirim, kiminle bir macera yaşayabilirim?” sorusunu kafalarında evirip çevirenler yok değildi. Guatemala, Finlandiya veya Malezya gibi uzak yerlerden gelenler için hiç kuşkusuz burda yaşayacakları bir macera ülkelerine döndüklerinde hatırlayacakları, anlatacakları tatlı bir anı olurdu. Nitekim ilk iki günde bu tür yakınlaşmalar bazı kişiler arasında görülmeye başlanmıştı.

Kahvaltıdan sonra lobiye geçtim. Benim ekibin başkanı Gabor yanındaki beş altı oyuncuya birşeyler anlatıyordu. Rita’ya gelince, o ağzında sigara, gözlerini önündeki bir noktaya dikmiş, öylece duruyordu. Aklımdan “Sanki trans halinde, meditasyon mu yapıyor?” diye bir düşünce geçti ama sigaranın varlığı hemen o düşüncemi çürütmeye yetti. Bir süre pozisyonunu hiç değiştirmedi. O haliyle gizemli bir havası vardı. “Dün bana bir iki kez ‘tuhaf’ sıfatını düşündürtmüştü, şimdi de ‘gizemli’ sıfatını düşündürttü,” dedim içimden. Dolgun göğüslerinin bakışları üstüne çektiği yandan dekolte kısa kollu  mor bir bluz, dizin bir karış üstünde yine mor bir etek giymiş, saçlarını özenle taramıştı. Yanına yaklaşınca bakışlarını bana çevirdi. Düşünceli görünüyordu.


Avatar Seç KAPAT
BUGÜN EN ÇOK OKUNANLAR