Niyazi Pakyürek
Niyazi Pakyürek

Emperyalist ideoloji ve Helenseverler

Emperyalist ideolojiye göre; Batı coğrafyasının köklerinde ne varsa, çağdaş uygarlığı beslemektedir. Doğu’nun geçmişi ise durağanlığı ve geriliği…

Bu ideolojik çarpıtmalar, zamanla Batı toplumbiliminin ve tarihçiliğinin bir dalı haline getirilmiş ve adına da Oryantalizm denmiştir. Bilimin sınıfsallığını kanıtlayan, bu kadar çarpıcı bir örnek az bulunur. Oryantalizmin uzmanları, Doğu toplumlarına sürekli olarak, kendi kültürel geriliklerini ve çıkmazlarını öğretmişlerdir ve öğretmeye  devam ediyorlar.

Batı’nın “üstünlüğü” ve “ ileriliği”, geçmişin derinliklerine kadar götürülerek, bir tarih malzemesiyle desteklenir. Çoğunlukla başkalarına ait olan bu malzemeyi kendilerininmiş gibi tanıttılar ve bu yalanlar hala devam etmektedir. Batı kapitalizmi, sahip çıktığı Yunan ve Roma mirasını, meta ekonomisinin biricik uygarlığı gibi gösterir ve ezilen dünya üzerindeki kültür hegemonyasının araçları haline getirir.

Martin Bernal, Kara Atena kitabında;” Eskiçağ modeli “ adını verdiği tarihsel kültürel modelin  19.yy ın başına kadar geçerliliğini koruduğunu ; oysa Yunan tarihinin okullarda öğretilen versiyonunun ancak 1840 ve 1850’lerde geliştirildiğini; 19. yüzyılda Kuzey Avrupa ırkçılığının patlamasıyla birlikte “özgün Avrupa uygarlığının beşiği Yunanistan” efsanesinin ortaya atıldığını ve Yunanistan’ı oluşturan Avrupa dışı unsurların yok sayılmaya başlandığını belirtmektedir.

Osmanlı idaresi altında yaşayan milletlerden ilk bağımsızlığını kazanan Yunanlılar olmuştur. Yunanlı ların bağımsızlık mücadelesi, 1831’de Mora ve adalarda, Girit’te başlamış, bu süreçte Avrupa devletlerinin desteğini alarak 1830 Londra protokolü ile bağımsızlığını elde etmiştir. 1821 yılında Yunan bağımsızlık savaşının patlak vermesiyle ilk bulaşan Almanlar oldu. Nitekim romantiklerin bağımsızlık mücadelesine destek hareketi, Almanya’ya tek önemli liberalizm merkezini kazandırmıştır.

300 Alman, savaşmak için Yunanistan’a gitti; ama bunlar çoğu öğrenci ve akademisyen olan on binlerce kişinin yer aldığı bir hareketin oluşturduğu buzdağının sadece görünen ucuydu. Sayısı belirsiz Helensever komitenin desteklediği birçok Fransız ve İtalyan da gitmişti. Yunan davasına Kuzey Amerika ve Biritanyalılar da iyice bulaşmıştı.

Avrupamerkezci modelin Yunan- Roma ve Yahudi- Hıristiyan şeklindeki iki bileşen hattan oluşan kurgusunun, gerçekle bir ilgisinin olmadığının ve Batı’nın ideolojik ihtiyaçlarına göre oluşturulduğu nun ortaya konması, ezilen dünyada emperyalizme karşı yürütülen mücadele bakımından büyük önem taşıyor.

Böylece, 18. yüzyılın sonunda Yunanlılar yalnızca Mısırlılardan daha duyarlı ve sanata daha eğilimli sayılmakla kalmamış, aynı zamanda daha iyi filozof ve dahası, felsefenin kurucusu olarak görülmüştür. Yunan bağımsızlık savaşı bütün Avrupalıları birleştirmiştir. Ayrıca 19. yüzyılda tutkulu ve sistematik ırkçılığın doğuşuyla , Yunanistan’ın Afrikalılar ve Samilerce uygarlaştırılmış olan karışık bir kültüre sahip olduğu yolundaki eski anlayış, sadece irkiltici olmakla kalmadı, aynı zamanda bilimdışı da oldu. 19.yüzyılda ırkçılığın yoğunlaşmasıyla, giderek artan Mısır nefreti ortaya çıktı; Mısırlılar artık Yunanistan’ın kültürel ataları olarak değil, temelde yabancı olarak görülüyordu. 19. yüzyıl Yunanlılara hayranlık duyulan yüzyıldır. Nedeni araştırılmalıdır.

ilk yorumu sen yap

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

DİĞER YAZARLAR

TÜMÜ

BUGÜN EN ÇOK OKUNANLAR

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz..
X