Niyazi Pakyürek
Niyazi Pakyürek

Mozart ve Dinarlı Çavuş’un Bandosu   

Elimde gazeteci Yavuz Donat’ın kitabı var. Akıcı, güldüren anekdotlarla dolu. Adı, “ Off the Reccord” Ağırlıklı olarak Demirel’le olan ilişkileri ve ondan dinledikleri yer alıyor kitapta. Bir nevi yakın tarih siyasetini fıkralarla süsleyerek, çok eski olmayan Türkiye’yi okuyucuya hatırlatıyor. Kitaptan bölümler aktaracağım.

Süleyman Demirel “ ilginç benzetmeler yapmayı” çok severdi. Örneğin. “ Devlet yönetimi bilgiyi, beceriyi, liyakatı gerektirir” demek yerine… Rakibini ( 1980 öncesi  Bülent Ecevit’i) şöyle eleştirirdi: “ Bunun eline 4 kaz verin güdemez. Akşama kadar 3’ünü kaybeder.”

Demirel, devleti siyaseti rakiplerinden daha iyi bildiğini anlatmak için bir gün şöyle demişti:” Mozart’ı, New York Orkestrası mı daha iyi çalar, yoksa Ali Çavuş’un Dinar Belediye Bandosu mu? Bu söyleme göre … Demirel “ New York Senfoni Orkestrası”, Siyasi rakipleri ise…” Ali Çavuş’un Dinar Belediye Bandosu.”

Demirel’in söylemi, benzetmesi… gündem oldu. Günlerce konuşuldu ve bundan Dinarlı Ali Çavuş alınmıştı… Ve… bir gün Dinar Belediye Bandosunun şefi Ali Çavuş, Demirel’in evine geldi. Güniz sokak- 31’e. “ Beyefendi bizi kırdınız.” “ Hayırdır Ali Çavuş. Niye alındın? “ Efendim biz Mozart’ı çalamaz mıyız? New York Senfoni Orkestrasından neyimiz eksik? “ Ülen Ali Çavuş. Siz New York Senfoni Orkestrasıyla bir misiniz? “ Evet beyefendi. Onlarda zurna varsa bizde de var. Davul deseniz var, gırnata deseniz var, kaval bile var. Mozart’ı da çalarız. Bethoven’ı da.”

Demirel Amerika için derdi ki… ABD’yi bir devlet olarak düşünme. Büyük bir şirket olarak düşün. Menfaati neyi gerektiriyorsa onu yapar.

1970’li yıllar. Başbakan Demirel Konya Sarayönü ilçesinde kürsüde konuşuyordu: “ Şunu yaptım, bunu yaptım. Baraj, yol, köprü yaptım. Fabrika yaptım. “ Kalabalığın içinden bir adam bağırdı: “ Bubanın parasıynan mı yaptın?” Korumalar hemen bağıran adamın yanına doğru harekete geçti. Başbakan Demirel, görevlilere “ Durun,” dedi.” Durun! Adam doğru bir şey sordu. Durun! Sonra protestocuya bakarak konuşmaya başladı,.

“ Ülen! Bu saydıklarımı yapmaya benim bubamın parası yeter mi? Senin bubanla, benim bubamın parasını üst üste koysak yine yetmez. Bu meydandaki herkes, bubasının parasını getirse, çuvala koysak. O bile az gelir. Milletin parasıyla yaptım. Sizin verginizle. Ama benden öncekiler yapmadılar, ben yapıverdim. Anladın mı?

Ptotestocu adam, Demirel’i alkışlamaya başladı: “Valla doğru söylüyon Başbakanım. Allah senden razı olsun.”

Demirel Cumhurbaşkanı seçilince, eşi Nazmiye Gemirel sordu: “ Bu evden çıkacak mıyız.” “ Evet Çankaya’ya taşınıcağız.” “ Şart mı?” “ Şart böyle gerekiyor.” “Niçin? Bu evin nesi var? Sen her gün Çankaya’ya git, çalış. Akşam olunca da buraya, evine dön.”

Süleyman Demirel, “ Güvenlik “ dedi. “ Devlet geleneği.” Ve Nazmiye Hanım’ı Çankaya Köşkü’ne taşınmaya zor ikna etti.

ilk yorumu sen yap

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

DİĞER YAZARLAR

TÜMÜ

BUGÜN EN ÇOK OKUNANLAR

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz..
X