Niyazi Pakyürek
Niyazi Pakyürek

Yolu açan engeller

Köşe Yazısını Dinle

Şüphesiz ki pek çok tez, bir karşı tezin tepkisinden doğar. Güncel olaylardan bile sayısız misaller sıralanabilir. Hikmet açısından bakınca görürüz ki, sevmediğimiz ve bize karşı gibi görünen fikir ve hareketler, aslında kendi fikir ve hareketlerimize güç kaynağı oluşturmaktadır.

Kural basit ve gerçek: Muhalifini yok etmeye çalışan, kendinin tercih edilmesi imkanını yok eder. Siyasette, ticarette, hukukta, pozitif bilimlerde böyle. Hele ilâhi tefekkür bahsinde büsbütün böyle. Kaşındakini yok etmeye çalıştıkça harcadığın enerji seni içten içe zaafa uğratır ve tükenme yoluna sokar. Bize aykırı gelen bir bakış açısına hayat hakkı tanımadıkça yeni yeni fikir ufuklarına uzanamayız. Zaten ‘dengeyi bozmayın’ ilahi uyarısının bir hikmeti de bu noktaya yönelik. Aşırı dinsel yasaklarla kendi içlerine kapanıp kavrulmuş toplumların ezilmişliğinde ve la dini olanların çırpındıkları bataklıktan gerçeği görememelerinde asıl pay, bu uyarıya kulak asmamalarındadır.

Oysa ne pahasına olursa olsun hemencecik reddetme değil, tefekkürle araştırma olmalıdır. ‘Bilinmek istedim’ hükmü, bilme gayretlerinin vâroluşun her ânında süregelmesini gerektiriyor. Yüce Peygamber, sayısız hadislerle bu bilme aşkına işaret etmekte. Mademki vâroluşun sebebi bu bilme tutkusu, öyleyse onu kamçılayan her şey kutsal. Çünkü bilme gayreti ana ilke. Bu ilkeye sırt çevirmek, amaçtan şaşmak olur. Diğer bir bakışla, küfür ehli diye tanımlananlar istedikleri kadar aykırı hedeflere yönelsinler, aslında bütün iddialarıyla yukarıda işaret ettiğimiz gibi bilme ana ilkesine hizmettedirler.(“Yeryüzünde gökyüzünde ve ikisi arasında ne varsa bize kulluk eder” hükmü!)

İnkârın ve küfrün hakikate nasıl hizmet ettiklerinin misallerini Yüce Kur’an ve ondan ilham almış Peygamber Kıssaları ne güzel belirtirler… Hani Hz Musa ile can düşmanı Firavun arasında geçen mücadelede ikisi yarışacaklardır da, Musa Peygamber Allah’ın desteğine güvenip yatar ve sabahki yarışa kadar uyur. Oysa Firavun, kendisini sakalından asarak ve bütün inandığı güçlere yakararak geceyi geçirir. Ve sabahki yarışmayı önce Firavun kazanır. Allah’ın peygamberine cevabı, ‘çünkü o çalıştı, gayret gösterdi ‘ şeklindedir.

İşte ancak antitezin zaferidir ki, koskoca peygamberi gafletten uyandırır, gayrete yöneltir. İlahi hüküm,’ insan için ancak çalıştığının karşılığı vardır’ buyurur.

Sonuç olarak; hiçbir şeyin boşuna olmadığını bilince, bu alemin bir şeyleri öğreten, tanıtan alem olduğunu kabul etmek gerekiyor. Gerçekten varoluş , zıtlıkların birbiriyle ahenginden kavramları, kavramların hareketinden düşünceyi ve gene Descardes’in dediği gibi düşünceden de kendi kendisini, varoluşu ortaya çıkarır. Ve yalnız bu görünen âlemi var sayan, tavuğun mu yumurtayı, yumurtanın mı tavuğu meydana getirdiği gibi kısır bir döngüde kalır.

Demek ki,iki âlem dediğimiz, bulanık bakıştan başka bir şey değil. On sekiz bin âlemden murat ta. Bu alem gurbet âlemidir ama, vatanın kıymeti ancak gurbette anlaşılır! M.Rasim

Mutlu-Tasavvuf Sohbetleri.

ilk yorumu sen yap

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

DİĞER YAZARLAR

TÜMÜ

BUGÜN EN ÇOK OKUNANLAR

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz..
X