Dr. Mete Ekşioğlu
Dr. Mete Ekşioğlu

Neden şekeri çok severiz

Köşe Yazısını Dinle

Obezite ve şeker hastalığı malum çığ gibi artıyor. Bir çoğumuz değişik kaynaklardan un ve şekerin bu hastalıkları tetiklediğini bildiğimiz halde yine bir çoğumuz özellikle de şeker içeren gıdaları tüketmekten vazgeçemiyor. Şeker hemen hemen her yerde bulunur. Her tür medyada reklamı yapılan sayısız ürüne eklenebilir ve günlük yemeklerimizin, tatil anlarımızın ayrılmaz bir parçası haline gelir oturur. Temelde zihnimizi ve vücudumuzu şekeri almak için eğitiyoruz ve bu da isteği körüklüyor. 2016’da Cambridge Üniversitesi’nde yapılan bir araştırma şeker ilave edilen işlenmiş gıdaların farelerde ve insanlarda alışkanlık oluşmasına neden olan davranış şekilleri meydana getirdiğini bulmuştur. Beynimizin ödül merkezinde daha çok dopamin salgılatıp, daha iyi hissetirmek şeker sevgisindeki temel olaydır.

Stres şekere karşı isteği artıran en önemli sebeplerden birisidir. Yapılan araştırmalar stres anında salınan kortizol hormonu ile şeker isteğinin paralellik gösterdiğini kanıtlamıştır. Yine iştahı kontrol eden ghrelin hormonunun stres anında daha fazla salgılandığı bulunmuştur. Stresin uzun sürmesi şekerin yanında şekerli ve yağlı gıdalara karşı da isteği artırmaktadır.

Uyku düzeni ile şekerli gıdaların alınması arasında da bir bağlantı var. Özellikle 2013 yılında yapılan geniş kapsamlı bir araştırmaya göre yeterince iyi uyuyamayan insanlar şeker, nişasta ve tuzlu gıdaları aşırı derecede arzuluyorlar. Diğer yandan uzun zamandır belirli gıdaların uyku kalitesi üzerine olan değişik etkileri iyi bilinmektedir. Örneğin liften fakir ve şeker içeriği yüksek gıdalar daha kalitesiz ve az onarıcı bir uykuya neden olmaktadır. Protein ve doğal karbonhidrattan fakir beslenmek de uyku süresini kısaltmaktadır. Triptofandan zengin bir akşam yemeği daha kaliteli bir uykuya neden olmaktadır ve aynı zamanda bu kişilerin sabah daha dinç kalktıkları gözlemlenmiştir. Triptofan serotonin denilen ve genellikle herkes tarafından bilinen hormonun öncü maddesidir. Etlerde (özellikle kuzu ve hindi etinde), sakatatlarda, yumurtada, çiğ kuruyemişlerde, susamda, süt ürünlerinde, kakaoda, yulafta, muzda, mandalinada bulunur. Omega-3, çinko ve folik asit vücudumuzda triptofandan serotonin yapılmasına katkıda bulunan başlıca maddelerdir. Adet dönemlerinde çikolata isteğinin artışı muhtemeldir ki triptofan içeren kakao kaynaklıdır.

Yeni yapılan çalışmalar farelerde bulunan ve kaygı durumlarını kontrol eden Prkar2a geninin talı ve yağlı yiyeceklere isteği arttırdığını göstermiştir. Bu geni içermeyen farelerde şeker isteği yoktur. Bundan yola çıkarak insanlarda da genetik olarak tatlı isteğini kamçılayan genetik yapıların olabileceği üzerinde durulmakta ve bu konuda araştırmalar sürmektedir.

TATLI İSTEĞİ İLE MÜCADELE İÇİN

Alışkanlık haline getirmedikçe bazı özel günlerde tatlı isteğini baskılamak için kendinizi zorlamayın. Market ürünlerini alırken etiket okuma alışkanlığınız olsun ve gıdanın neler içerdiğini öğrenin. Yapılan birçok çalışma gün içerisindeki iyi tempo 15 dakikalık yürüyüşlerin şeker isteğini azalttığını göstermiştir. Taze sebze ve bazı meyveler, badem başta olmak üzere çiğ kuruyemişler, kakao, tereyağı, doğal kaynaktan gelen taze etler, fasulye grubu bakliyatlar tatlı isteğini baskılayabilmektedir. Tatlı isteği ile mücadelede başarısız olursanız mutlaka bir uzmandan yardım alın. Günümüzde güvenilir birçok ilaç bu isteği baskılamada yardımcı olabilmektedir.

İşin ucu kaçtığında tatlı yemenin acı sonuçlarına da hazır olun.

ilk yorumu sen yap

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

DİĞER YAZARLAR

TÜMÜ

BUGÜN EN ÇOK OKUNANLAR

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz..
X